Alan adının yazılım firmasının hesabında olması tek başına marka ihlali değildir; belirleyici olan işareti ticari faaliyette kimin kullandığıdır.
Alan Adının Yazılım Firmasının Hesabında Bulunması Tek Başına Marka İhlali Sayılır mı?
Müşterisi için domain tescil işlemi yapan çoğu yazılım firmasının içini kemiren bir korku vardır: Alan adı teknik olarak kendi hesabında göründüğü için marka sahibinden bir ihtarname ya da dava kapıya dayanabilir mi? Bu kaygının cevabı aslında net. Yazılım firmasının marka ihlali sorumluluğu, alan adının kimin panelinde durduğuyla değil, işareti ticari faaliyette kimin kullandığıyla belirlenir. 6769 sayılı SMK madde 7 uyarınca marka hakkına tecavüz, işaretin ticari faaliyette kullanılmasıyla gerçekleşir. Firmanın müşteri adına yalnızca teknik tescil yapması ve hesabı elinde tutması ise tek başına ticari kullanım sayılmaz.
Peki "alan adı yazılım firmasının hesabında olması marka ihlali sayılır mı" sorusunun yalın karşılığı ne? Hayır, ama şartlar önemli. Şunu baştan söyleyelim: Bu içerik genel bir bilgilendirmedir; somut olayınızda mutlaka uzman bir avukata danışmalısınız. Teknik tescil ile ticari kullanım arasındaki ayrım bu makalenin belkemiği. İzleyen bölümlerde SMK ve Yargıtay kararları üzerinden adım adım açacağız.
6769 Sayılı SMK'ya Göre Ticari Kullanım Testi: Marka Tecavüzünün Belirleyici Ölçütü
Makalenin belkemiğini oluşturan bu ayrımın hukuki dayanağı doğrudan kanun metninde yatar. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 7, marka hakkına tecavüzü işaretin ticari faaliyette kullanılmasına bağlar. Yani "6769 sayılı SMK alan adı" ilişkisinde asıl belirleyici olan, işaretin kimin elinde ekonomik değere dönüştüğü.
Ticari kullanımın nasıl belirleneceğini üç somut soruyla test edebilirsiniz. Birincisi, alan adını ve işareti kim seçti? İkincisi, markayı ticari faaliyette kim kullanıyor; site içeriği, satış ve tanıtım kimin kontrolünde? Üçüncüsü, ekonomik kazancı kim cebe atıyor? Sınai mülkiyet kanunu bağlamında bir yazılım firmasının salt teknik tescil rolü, bu testlerin hiçbirini kendi başına karşılamaz. İşareti seçen, siteyi işleten ve gelirini toplayan müşteri olduğunda, "alan adı marka hakkına tecavüz" tartışmasında ticari kullanım şartı yazılım firması nezdinde gerçekleşmiş sayılmaz.
Alan Adını Kim Seçti ve Ekonomik Kazancı Kim Elde Ediyor?
Tipik senaryoyu düşünün. Alan adını müşteri belirler; markayı taşıyan içeriği, ürün ve hizmet tanıtımını da o yönlendirir. Yazılım firması ise yalnızca projeyi hayata geçiren teknik taraftır. Satıştan doğan gelir, gelen müşteri ve reklam kazancı müşterinin kasasında toplandığında, ekonomik fayda ile ihlalden doğan menfaat aynı elde birleşir. İşte bu tablo, marka ihlalinden doğan husumeti doğal olarak ticari faaliyeti yürüten müşteriye yöneltir. Çünkü hukuk, işareti değere dönüştüren kişiyi muhatap alır.
Teknik Tescil ile Ticari Kullanım Arasındaki Fark: Karşılaştırma Tablosu
Aşağıdaki tablo, bir ihtarname geldiğinde ilk bakışta hangi tarafta durduğunuzu görmenizi sağlar. Sol sütun salt teknik rolü, sağ sütun ise sorumluluğu doğuran ticari kullanımı tarif eder.
| Ölçüt | Teknik tescil (yazılım firması) | Ticari kullanım (müşteri) |
|---|---|---|
| İşareti/alan adını seçen | Müşterinin talimatını uygular | Kendi markasını ve domaini belirler |
| Site içeriğinin kontrolü | Yayın ve tanıtım kararında yetkisiz | Ürün, hizmet ve tanıtımı yönetir |
| Ekonomik kazanç | Yalnızca hizmet bedeli alır | Satış, müşteri ve reklam gelirini elde eder |
| SMK m.7 kapsamı | Ticari faaliyette kullanım yok | Ticari faaliyette kullanım var |
| Husumetin muhatabı | Kural olarak değil | Kural olarak evet |
| İstisna | Kötü niyet veya ihtarnameye rağmen pasiflik | — |
Marka İhlalinde Husumet Kime Yöneltilir: Yazılım Firmasına mı, Müşteriye mi?
Ticari kullanım testi kimin muhatap olduğunu belirlese de, uygulamada dava çoğu zaman WHOIS kaydında görünen ismi hedef alır gibi görünür. Oysa "alan adı husumet kime yöneltilir" sorusunun cevabı, kayıt hanesinden değil ihlalin kaynağından çıkar. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bu ayrımı netleştiren yaklaşımına göre, alan adını tescil eden ile site içeriğini sağlayıp ticari faaliyette bulunan farklı kişiler olduğunda, marka ihlalinden doğan asıl husumet içeriği sağlayan müşteriye yöneltilmelidir (Yargıtay 11. HD, 2013/3242 E.). Bir domain sahibi marka ihlali davasında salt teknik kayıt sahipliği, sorumluluğu belirleyen ölçüt değildir.
Burada içerik sağlayıcı sorumluluğu kavramı öne çıkar. Markayı taşıyan sayfayı kim yayınlıyor, ürün ve hizmeti kim satışa sunuyorsa hukuki muhatap odur. İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi de aynı çizgiyi teyit eder: "sitenin işleyişi, yönetimi ve içeriği hakkında bilgi sahibi olmayan web tasarım firmasına husumet yöneltilemez" (2022/122 E.). Demek ki web tasarım firması hukuki sorumluluğu, projeyi teknik olarak kurmuş olmakla değil, ihlal edici içeriği yönetmiş olmakla doğar.
İçerik sağlayıcı, yer sağlayıcı ve erişim sağlayıcı ayrımının internet ortamındaki genel çerçevesini 5651 sayılı Kanun — İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi yazımızda ayrıntılı olarak inceledik.
Sadece Alan Adı Olarak Marka Kullanımı: Tecavüz mü, Haksız Rekabet mi?
İhlal edici içeriği kimin yönettiği sorusu netleştikten sonra sıra ince bir ayrıma gelir: Markanın yalnızca alan adı olarak taşınması, site içeriğinde ticari biçimde işletilmiyorsa nasıl nitelenir? Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2021/4403 E. sayılı kararı tam bu noktada belirleyicidir. Karara göre başkasına ait markanın sadece alan adı olarak tescil edilmesi, site içeriğinde ticari olarak kullanılmadığı sürece marka hakkına tecavüz suçu oluşturmaz; ancak şartları varsa TTK kapsamında haksız rekabet gündeme gelebilir.
Daire, gerekçesini şu ifadeyle ortaya koyar: "İşaretin internet ortamında 'sadece' alan adı olarak kullanılması, marka hakkına tecavüz suçunun seçimlik hareketleri arasında sayılmadığından... eylemin marka hakkına tecavüz suçunu oluşturmayıp, 6102 sayılı TTK'da düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmalıdır."
Bu ayrım kâğıt üzerinde değil, pratikte hayati. Marka tecavüzü cezası SMK m.30 uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve adli para cezasını kapsayan ağır bir yaptırımdır; oysa aynı fiil haksız rekabet TTK çerçevesinde ele alındığında hukuki zemin ve sonuçlar farklılaşır. Yine de bu çizgi olaydan olaya değişir. Site içeriğinin gerçekten ticari kullanım taşıyıp taşımadığı somut delillerle değerlendirilir. Bu yüzden her dosyada uzman bir avukatın nitelemesi esastır.
Alan adı üzerinden doğan haksız rekabet ve kişilik hakkı ihlallerinin uygulamada nasıl değerlendirildiğini görmek için alan adının yönlendirilmesi ve haksız rekabet konulu Yargıtay kararı incelemesine göz atabilirsiniz.
Yazılım Firması Hangi Hallerde Doğrudan Sorumlu Olur?
Buraya kadar çizilen tablo yazılım firmasını epeyce rahatlatan bir tablo. Ama işin sonu tümüyle sorumsuzluk değil. Kuralın iki önemli istisnası, teknik tescilin arkasına saklanılamayacak durumları işaret eder.
Birincisi, firmanın kendi inisiyatifiyle ve kötü niyetle hareket etmesidir. Yazılım firması rakip markaya benzeyen bir alan adını bilerek seçer, bu domaini bir başkasına satmak amacıyla tescil ettirir ya da müşteriye "SEO'ya iyi gelir" gerekçesiyle marka ihlali riski taşıyan bir domain önerirse; bu tür senaryolarda hukuki sınırlar Yargıtay kararlarıyla henüz çok net çizilmemiş olsa da, firma haksız rekabet ve tazminat riskiyle karşı karşıya kalabilir. Çünkü işaret seçimindeki irade artık müşteride değil, firmanın kendisindedir.
İkincisi, marka sahibinin resmi ihtarnamesine rağmen hareketsiz kalınmasıdır. Alan adı kendi hesabındayken teknik müdahale yetkisi bulunan firma, ihlal edici içeriği veya domaini kaldırmaz ya da devre yanaşmazsa, bu pasiflik ihlalin sürmesine katkı olarak değerlendirilebilir; suça iştirak ya da müteselsil sorumluluk riskini gündeme getirir.
İhtarname Sonrası Alan Adının Müşteriye Devri ve Kaldırma Yükümlülüğü
"Yazılım firması alan adını müşteriye devretmezse ne olur?" sorusunun cevabı, ihtarnamenin alındığı andaki tutumla şekillenir. Firma ihtarnameyi aldığında ayağını çabuk tutmalı; alan adını müşteriye devretmeli veya ihlal iddiası taşıyan içeriğe teknik müdahalede bulunmalıdır. Bu adımlar, firmanın kontrol yetkisini iyi niyetle sonlandırdığını gösterir ve olası sorumluluğu belirgin biçimde daraltır. Devir işlemi tamamlandığında domainin kaydı da fiilen içeriği yöneten ve ticari faaliyeti yürüten tarafa geçer; böylece firma hem teknik hem de hukuki muhataplıktan çekilmiş olur. Her somut olayda devir ve müdahale sürecinin uzman bir avukat eşliğinde yürütülmesi isabetli olacaktır.
İhtarname Geldiğinde Yazılım Firması İçin Kontrol Listesi
- İhtarnameyi kayda alın: Tebliğ tarihini, ekleri ve talep edilen işlemleri belgeleyin; sürelerin başlangıcı bu tarihtir.
- Rolünüzü belgeleyin: Sözleşme, teklif, e-posta yazışmaları ve alan adı talimatıyla teknik tescil rolünüzü kanıtlayın.
- Müşteriyi resmen bilgilendirin: İhtarnameyi yazılı olarak müşteriye bildirin ve talimat isteyin; sessiz kalmayın.
- Devri hızlandırın: Alan adını gecikmeden müşteri hesabına aktarın, devri tutanak veya kayıt çıktısıyla belgeleyin.
- Gerekirse teknik müdahale yapın: İhlal iddiası taşıyan içeriğin yayınını, yetkiniz ölçüsünde durdurun.
- Kayıtları saklayın: WHOIS geçmişi, panel logları ve devir kayıtları sonraki bir davada rolünüzün tek somut kanıtıdır.
Web Tasarım/Yazılım Sözleşmesinde Sorumluluğu Müşteriye Devreden Koruyucu Maddeler
Devir sürecinden çok daha etkili bir koruma var: İşin başında sözleşmeye eklenecek net bir sorumluluk maddesi. "Alan adının seçimi ve üçüncü kişilerin marka veya telif haklarını ihlal etmemesi müşterinin sorumluluğundadır" şeklindeki bir web tasarım sözleşmesi sorumluluk maddesi, hukuki ve maddi sorumluluğun müşteride kalmasını sağlar. Bu kayıt, müşteri adına domain tescili sorumluluğu tartışmasını da baştan açıklığa kavuşturur. Çünkü ihlal riskini doğuran tercih firmadan değil, işareti belirleyen ve ticari faaliyette kullanan müşteriden kaynaklanır.
Peki sözleşmeyle marka ihlali sorumluluğu müşteriye devredilir mi? İç ilişkide evet. Firma ile müşteri arasındaki bu tür bir hüküm, rücu ve tazminat yükünü müşteride tutar. Ancak dikkat edilmesi gereken bir sınır var; sözleşme, firmanın kendi kötü niyetli fiillerini (örneğin bilerek ihlal edici domain önerme) kapsamaz ve üçüncü kişilere, yani marka sahibine karşı sınırlı etki doğurur. Marka sahibi, sizin iç sözleşmenizle bağlı değildir.
Sözleşmenin bütününde nelere dikkat edilmesi gerektiğini Yazılım Sözleşmesi Hazırlanırken Nelere Dikkat Edilmelidir? ve Yazılım Sözleşmesi Nasıl Hazırlanır? yazılarımızda ayrıntılı biçimde ele aldık.
En temiz çözüm nedir? Alan adının en baştan müşteri adına tescil edilmesi. Bu mümkün değilse, projenin bitiminde alan adının müşteriye devri açık bir maddeyle güvence altına alınmalı ve devir teslim tutanağa bağlanmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Alan adının yazılım firmasının hesabında olması marka ihlali sayılır mı? Hayır. 6769 sayılı SMK madde 7 uyarınca marka hakkına tecavüz, işaretin ticari faaliyette kullanılmasıyla gerçekleşir. Müşteri adına yapılan teknik tescil ve alan adının firmanın panelinde durması tek başına ticari kullanım sayılmaz. Belirleyici olan işareti kimin seçtiği, içeriği kimin yönettiği ve ekonomik kazancı kimin elde ettiğidir.
Marka ihlalinde husumet yazılım firmasına mı müşteriye mi yöneltilir? Husumet, kural olarak markayı ticari faaliyette kullanan içerik sağlayıcıya, yani müşteriye yöneltilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yaklaşımına göre alan adını tescil eden ile içeriği sağlayan farklı kişilerse, asıl muhatap içeriği sağlayan taraftır. Salt WHOIS kaydında görünmek sorumluluğu belirleyen ölçüt değildir.
Markanın sadece alan adı olarak kullanılması suç oluşturur mu? Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2021/4403 E. sayılı kararına göre başkasına ait markanın yalnızca alan adı olarak tescil edilmesi, site içeriğinde ticari olarak kullanılmadığı sürece marka hakkına tecavüz suçunu oluşturmaz. Bu durumda şartları varsa 6102 sayılı TTK kapsamında haksız rekabet gündeme gelir.
Yazılım firması hangi hallerde marka ihlalinden doğrudan sorumlu olur? İki temel istisna vardır. Birincisi firmanın kendi inisiyatifiyle ve kötü niyetle hareket etmesi, örneğin rakip markaya benzeyen bir alan adını bilerek seçmesi veya satmak amacıyla tescil ettirmesidir. İkincisi, marka sahibinin ihtarnamesine rağmen alan adını devretmemesi ya da ihlal edici içeriğe teknik müdahalede bulunmamasıdır.
Sözleşmeyle marka ihlali sorumluluğu müşteriye devredilebilir mi? İç ilişkide evet. Alan adı seçiminin ve üçüncü kişilerin haklarını ihlal etmemesinin müşterinin sorumluluğunda olduğunu belirten bir madde, rücu ve tazminat yükünü müşteride tutar. Ancak bu hüküm firmanın kendi kötü niyetli fiillerini kapsamaz ve marka sahibi gibi üçüncü kişilere karşı sınırlı etki doğurur.
Marka ihlalinde zamanaşımı süresi ne kadardır? Marka hakkına tecavüzden doğan tazminat talepleri bakımından süre, ihlalin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıldır. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımı süreleri uygulanır.
Sonuç
Toparlayalım: Salt teknik tescil ve alan adının firmanın hesabında bulunması, tek başına marka hakkına tecavüz doğurmaz; belirleyici olan ticari kullanımın ve ekonomik kazancın kimde olduğudur. İstisnalar ise firmanın kötü niyeti ile ihtarnameye rağmen hareketsiz kalmasıdır. Bir de zamanaşımını unutmayın: Marka tecavüzünden doğan tazminat taleplerinde süre, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıldır. Son bir hatırlatma; bu içerik genel bir bilgilendirme niteliğindedir. Somut olayınızda mutlaka fikri ve sınai haklar alanında uzman bir avukata danışmanızı öneririz.
Kaynaklar
Yazar
Bilişim ve Hukuk
Bilişim ve Hukuk yazı kurulu




